World of Illusion gezmeye değer mi?
World of Illusion, gerçekliği algılama biçiminizi sürekli yeniden şekillendiren bir alana adım atmış gibi hissettiriyor. Bir an önce sıradan görünen bir odada yürüyorsunuz, bir sonraki anda ise Vortex Tüneli’nde dengeni sorguluyorsun ya da boyut ve ölçeğin artık bir anlam ifade etmediği Ames Odası’nda algın altüst oluyor. Eğlenceli, kafa karıştırıcı ve sadece izlemek yerine etkileşime girmenizi sağlayacak şekilde tasarlanmış.
Bu, basit bir amaçla inşa edildi: optik bilimi ve algı oyunlarını, sadece kitaplarda okumakla kalmayıp fiziksel olarak deneyimleyebileceğiniz bir şeye dönüştürmek. Sabit sergiler yerine, buradaki her şey sizi illüzyonun bir parçası haline getirecek şekilde tasarlanmıştır.
Deneyimin duygusal getirisi, kahkaha ve şaşkınlıkla harmanlanmış bir merak duygusudur; oradan, gerçek gibi görünmeyen fotoğraflarla ve beyninize her zaman güvenemeyeceğiniz hissi ile ayrılıyorsunuz. Bu, yetişkinlerin ve çocukların aynı tepkiyi verdiği nadir cazibe merkezlerinden biri: önce şaşkınlık, sonra da coşku.
Sessiz, uyarıcı unsurların az olduğu müzeleri tercih ediyorsanız ya da 90 dakikadan az vaktiniz varsa ve etkileşimli ya da duyusal unsurların yoğun olduğu deneyimler içermeyen, hızlı ve sadece gezip geçebileceğiniz bir tur durağı arıyorsanız burayı atlayın.